İzmir Körfezi Temizlik Hamlesinde Yeni Aşama: Biyoçeşitlilik Verileri Ümit Veriyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2024'te başlattığı Körfez Temizlik Hamlesi'nin ikinci yıl raporu açıklandı. Deniz dibindeki organik sedimanın yüzde 38 oranında azaldığı, dip balıklarının geri döndüğü ve kıyı hattında çözünmüş oksijen seviyesinin üç kat arttığı ortaya çıktı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZSU Genel Müdürlüğü ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün ortaklaşa yürüttüğü 'İzmir Körfezi Temizlik Hamlesi'nin ikinci yıl izleme raporu 17 Nisan 2026'da kamuoyuyla paylaşıldı. 84 sayfalık raporda, körfezin özellikle iç kısmında ekolojik göstergelerin kayda değer biçimde iyileştiği vurgulandı. Araştırmacılar, sonuçları 'umut verici ama kırılgan' olarak nitelendirdi.
İzmir Körfezi, uzun yıllar boyunca evsel ve endüstriyel atıkların denetimsiz deşarjı nedeniyle ciddi kirlilik sorunu yaşıyordu. Özellikle İç Körfez'de Konak, Bostanlı ve Mavişehir kıyılarında sıklıkla görülen kötü koku, yosun yoğunluğu ve balık ölümleri, kentin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyordu. 2024'te başlatılan hamle ile birlikte ileri biyolojik arıtma tesisleri devreye alındı, derin deniz deşarjı yerine yeniden kullanım odaklı bir strateji benimsendi.
Sayılarla Son İki Yılın Bilançosu
İZSU verilerine göre 2024-2026 döneminde körfeze karışması önlenen atık su miktarı günde 218 bin metreküpe ulaştı. Bu miktar, körfez yüzey alanının her saat başı yaklaşık 4,8 milyon litre temiz suyla beslenmesine denk geliyor. Aynı dönemde dip çamuru tarama operasyonları kapsamında toplam 1,9 milyon metreküp sediman toplanarak yakındaki çimento fabrikalarında hammadde olarak kullanılmak üzere sevk edildi.
Kritik bir parametre olan çözünmüş oksijen seviyesi, 2023 yılında iç körfezin bazı noktalarında 2 mg/litrenin altına düşerken, 2026 bahar ölçümlerinde tüm noktalarda 6 mg/litrenin üzerine çıktı. Bu değer, suda yaşayan canlıların sağlıklı şekilde hayatta kalabilmesi için sağlıklı olarak kabul edilen seviye. Azot ve fosfor yüklemesi de yaklaşık yüzde 42 oranında azaldı. Suyun ötrofikasyona (aşırı besleyici madde birikmesi) yatkınlığı gerilemeye başladı.
Çok daha çarpıcı sonuç ise biyoçeşitlilik alanında geldi. Dokuz Eylül Üniversitesi'nin 480 farklı noktada yaptığı ölçümlere göre 2023'te körfezde yalnızca 34 tür bulunurken 2026 nisanında bu sayı 71'e yükseldi. Uzun yıllardır bölgede görülmeyen mercan levreği, kupes ve iri kırlangıç türleri iç körfezde yeniden avlanılabilir yoğunluğa ulaştı. Yunuslar, 2025 yazından itibaren Bostanlı ve Karşıyaka kıyılarına haftalık olarak gelmeye başladı.
Bilimsel İzleme Ağının Omurgası
Projenin başarısının ardında yoğun bir izleme altyapısı yatıyor. Körfeze dağıtılmış 42 adet sensörlü şamandıra, çözünmüş oksijen, pH, tuzluluk, sıcaklık, bulanıklık ve klorofil-a değerlerini 15 dakikada bir kaydederek bulut tabanlı bir platforma aktarıyor. Bu veriler, hem İZSU'nun hem de akademisyenlerin gerçek zamanlı müdahale kapasitesini artırıyor.
Deniz dibindeki görüntüleme ise otonom sualtı araçları (AUV) ile yapılıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi'nin geliştirdiği 'Egenaut' adlı AUV, aylık rutin turlarla dibi tarayıp mikroplastik yoğunluğunu, yosun gelişimini ve dip faunasının durumunu haritalıyor. Türkiye'de yerli olarak geliştirilen ilk araştırma sınıfı AUV olan bu sistem, son bir yılda körfezde 1.840 kilometrelik tarama yaptı.
Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Murat Barış: 'İzmir Körfezi artık ekolojik toparlanmanın eşiğini geçmiş bir sistem. Ancak küresel ısınma ve havzadaki tarımsal nitrojen kaçışları göz önünde bulundurulduğunda ilerlemenin kalıcı olması yalnızca ileri tedbirlerle mümkün.'
Mikroplastik Sorununda Yeni Yaklaşım
Raporda vurgulanan en önemli dirençli kirlilik kaynağı mikroplastikler. Körfezin yüzey sularında metreküp başına 4,7 parça mikroplastik tespit edildi. Bu oran iki yıl önceye göre yüzde 12 azalmış olsa da Akdeniz ortalamasının üzerinde seyrediyor. Mikroplastiklerin temel kaynakları arasında Gediz havzasından gelen tarımsal drenaj, tekstil sanayi atık suları ve denizcilik faaliyetleri yer alıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, mikroplastikle mücadele için üç kademeli bir plan açıkladı. Birinci kademede Karşıyaka, Alsancak ve Göztepe sahillerinde dairesel köpüklü bariyer sistemleri kuruluyor. Bu bariyerler, yüzeye yakın mikropartikülleri toplayan pasif tuzaklar olarak çalışıyor. İkinci kademede atık su arıtma tesislerinde üçüncül filtrasyon ünitesi zorunlu hale getiriliyor. Üçüncü kademede ise Gediz Nehri deltasında yüzer yapay sulak alanlar oluşturularak nehrin taşıdığı kirleticiler denize ulaşmadan tutulacak.
Bu yaklaşımın toplam maliyeti 1,2 milyar lira olarak hesaplandı ve finansmanın yarısının Avrupa Birliği IPARD fonlarından karşılanması için başvuru süreci tamamlandı. AB komisyonunun nisan ayında yapacağı değerlendirmeyle birlikte desteğin onaylanması halinde çalışmaların yıl sonunda başlaması öngörülüyor.
Sahil Kullanımına Etki
Ekolojik iyileşme, İzmirlilerin sahil kullanımı alışkanlıklarını da değiştirdi. Karşıyaka ve Bostanlı sahillerinde kayık, kürek ve sörf tahtası gibi küçük deniz araçlarının kullanımı son iki yılda üç katına çıktı. İzmir Su Sporları Federasyonu verilerine göre 2025 yazında körfezde 14 bin 200 amatör yelkenli seansı gerçekleştirildi. Bu sayı 2023 yılında yalnızca 4 bin 900'dü.
Körfez kıyılarında yeniden açılan tarihi deniz hamamları da büyük ilgi gördü. 2024'te Konak'taki İnciraltı Kadınlar Deniz Hamamı restore edilerek hizmete girdi. 2025 yazında ise Bostanlı Erkekler Deniz Hamamı 82 yıl aradan sonra yeniden açıldı. Her iki hamamda toplam 148 bin günlük ziyaretçi kapasitesine ulaşıldı.
- Dip sedimanında yüzde 38 azalma
- Çözünmüş oksijende üç kata yakın artış
- Tür çeşitliliğinde 34'ten 71'e yükseliş
- Günde 218 bin metreküp atık suyun körfeze karışması önlendi
- 42 sensörlü şamandıra ile gerçek zamanlı izleme
- Otonom sualtı aracı 'Egenaut' ile periyodik dip haritalama
Gelecek Yol Haritası
İZSU ve Büyükşehir Belediyesi, 2030'a kadar körfezi AB direktiflerine tam uyumlu hale getirecek bir yol haritası açıkladı. Bu yol haritasında öne çıkan kilometre taşları arasında 2027 sonuna kadar tüm yağmur suyu hatlarının atık su hattından tamamen ayrıştırılması, 2028'de dördüncül arıtma (ileri oksidasyon) tesisinin Çiğli'de devreye alınması ve 2030'da bütün sahil bandının 'mavi bayrak' standardına uygun hale getirilmesi yer alıyor.
Uzmanlar, bu hedeflerin kolay olmayacağı uyarısında bulunuyor. Özellikle yaz aylarında yaşanan su sıcaklığı artışı, beraberinde yosun patlamalarını ve medüz artışını getirebilir. Geçtiğimiz yaz körfezin dış kısmında beliren yelkenli medüz (Velella velella) sürüleri, bu tür risklerin erken işaretleri olarak yorumlandı. İklim değişikliğinin deniz ekosistemleri üzerindeki etkisi, önümüzdeki yıllarda İzmir'in ciddi bir politika alanı olmaya devam edecek.
Raporun kamuoyuyla paylaşıldığı toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 'İzmir Körfezi bize yalnızca bir su kütlesi değil; kentimizin ruhu ve kimliği. Onu korumak için aldığımız mesafe umut verici, ancak mücadele günlük. Her İzmirli bu mücadelenin parçası' dedi. Tugay, belediyenin haziran ayından itibaren 'Körfez Gönüllüleri' adı altında bir yurttaş bilimi programını başlatacağını da duyurdu.
İzmir Körfezi'nin toparlanması, Türkiye'nin kıyı kent planlaması açısından yakından izlenen bir deney. Marmara, Halic ve İzmit Körfezi için geliştirilen benzer projelerin başarı şansı, büyük ölçüde İzmir'in ortaya koyduğu modelin kalıcılığına bağlı olacak.